Monday, July 31, 2006

LÜBNAN’A BİR BOMBA DÜŞER

Lübnan’a bir bomba düşer,
İçim titrer, yüreğim üşür.

Lübnan’a bir bomba düşer,
Kana’da bir ananın çocukları
Susuz, dipsiz, kör kuyulara düşer.
Gitti, gider. Bir daha gelmez.

Lübnan’a bir bomba düşer
Bir babanın düşleri
Yağmursuz bulutlara düşer.
Ne tomurcuk açar, ne fidan verir.

Lübnan’a bir bomba düşer,
Yeni bir dünya düzeni için
Nehirler tersinden akıtılır.
İçim titrer, yüreğim üşür.

Tuesday, July 18, 2006

DERSİNİ ÇALIŞMAMIŞ YÜREK

Bir bir daha, iki
Bilirsin.
Altı kere altı, otuz altı
Bilirsin.

Neresi doğru, neresi eğri?
Ne, neyin değeri?
Hangisi iri, hangisi diri?
Kim kötü, kim iyi?

Nerede mavi?
Ne kahverengi?
Nasıl gri?


Bunların hepsini, hepsini
Sular seller gibi
Bilirsin.

Dersini çalışmamış yürek gibi
Bir benim seni sevdiğimi
Bilmezsin.

KARINCALAR GİBİ EZİLMEDEN

Tank sesi, top sesi
Duymak istemiyorum dostum,
Her köşede patlayan bomba sesi.


Her yağmur sonrası
Gökkuşağı görmek istiyorum.
Sahilde dalga sesi,
Bahçede kuş sesi, kanat sesi duymak istiyorum.
Gül kokuları koklamak istiyorum.

Barış, kardeşlik türküleri söylensin.
Halay çekilsin,
Horon tepilsin,
Zeybek oynansın bir arada

Karıncalar gibi ezilmeden
Özgürce yaşanılsın dünyada.

Sunday, July 02, 2006

ERKEKLER VE KADINLAR

Ne dersen de
İster çay, ister dere
İster nehir, ister ırmak
Bir akarsudur erkek.

Yatağında kıvrıla kıvrıla
Bazen taşkın akar,
Bazen ürkek.

Yaramaz çocuk gibidir
Bilinmez ne yapacağı
Başıboş bırakırsan eğer.

Uslu bebek gibidir
Set çekersen,
Bent kurarsan önüne
Kıymetli madenlere eşdeğer.

Akarsuyun denizle
Buluştuğu yerde
Oluşuverir verimli, alüvyonlu toprak.
Eveleyip gevelemeye
Karanlıkta göz kırpmaya ne gerek.

Hani, derler ya,
“Kadınlar deniz gibidir.”
Yormayın adamı
Anlayın işte
“Her akarsu bir denize muhtaç.”

SEVGİNİN ADRESİ BELLİ

Beyaz papatya,
Pembe karanfil,
Kırmızı gelincik,
Mor menekşesiz şiir olur mu?
Ya da kır çiçeksiz?

Kır çiçeklerinin
Bin bir çeşidi var.
Her biri
Bir diğerinden güzel.

Bu şiirin sözcükleri arasında
Kelebekler uçsun istiyorum.
Bir mısraında
Börtü böcek bulunsun.
Karıncalar
Çimlerin arasında dolaşsın.

Yasemin kokusu
Dizelerime sinsin.

Bulutlar olsun
Yağmur yağsın
Güneş açsın
Gökkuşağı oluşsun
Bir kıtasında.

Denizin mavisinin
Buluştuğu yerde
Denizin yeşili ile
Bir istiridye var.
İçinde sevgi saklı
Siz siz olun
Açın gönlünüzü
Sevginiz saklı kalmasın.
25.04.2004

İNSANLIK

Iki yakam
Bir araya gelmez
Bırak yakamı
Bırak yakamı İNSANLIK.

FARKI SEVECEKSİN

Mavinin,
Bin bir çeşidi var.
Bak gökyüzüne,
Bak denize.
Bak,
Bakınca farkı göreceksin.
Yeşilin de
Bin bir çeşidi var.
Bir ağacın yeşili
Bir diğerinden farklı.
Çimenin farklı,
Çiçeğin farklı,
Yaprağın farklı.
Farkı hissetmelisin.

Bakınca görüyor insan
Güzellik ayrıntılarda gizli.
Farkı seveceksin.

KUŞ BAKIŞI

Tam’ı ikiye böldüler
Birileri dedi yarım oldu.
Birileri dedi iki oldu.
Ombudsman’ mı sandılar ne!
Utanmadan sıkılmadan
Bana sordular.
Çoğaldılar mı, azaldılar mı?

“Bakış açınıza bağlı.” dedim.
Dik açı,
Dar açı,
Geniş açı.
Mayıs 2004

Can Simidi

Wednesday, June 21, 2006

SAKLAMBAÇ

Sen yok musun sen?

Aaa…
Yoksun!
Nereye gittin sevgilim?
Ateş böceği gibisin.
Bir görünüp, bir kayboluyorsun.
Ne o?
Saklambaç mı oynuyoruz?

AŞKIN TUZU BİBERİ

Bu sabah kahvaltıda
Demli çay ile
Kızarmış ekmeğin yanına
Katık yaptım
İri yeşil zeytin gözlerini…

Niye diye sorma?
Kiraz dudaklarına ise
Kıyamadım
Kulaklarıma küpe yaptım…

Bal kavanozuna düşmüş
Elma yanaklarını
Öpüp koklarım diye
Cüzdanımda sakladım…

Tatsız tuzsuz aşklara duyurulur
İşte bu küçük kaçamaklardır
Tadından yenmeyen aşkın
Tadı, tuzu, lezzeti…

BİR GÜL GÜZELİM

Bir gül güzelim
Bir gül… Bak
Gülünce gamzen oluşacak.
Gamzeni görünce güneş
Açılıp, saçılacak.
Bulutları itip
Yıkanacak tabi
Yağmur suyunda
Havlu niyetine sonra
Gökkuşağı ile kurulanacak.

Bir gül güzelim
Bir gül… Bak
Her şey çok güzel olacak…
6.5.2006

BİR ŞEY VAR

Bir şey var
Kâğıttan kayıklara yükleyip
Okyanuslara saldığım.
Her dalgada
Ceviz kabuğu gibi sallanan.

Bir şey var
Serçe kanatlarına yükleyip
Gökyüzüne saldığım.
Her rüzgârda
Kuş tüyü gibi uçuşan.

Bir şey var
Kar tanelerine yükleyip
Bulutlara saldığım.
Her temasta
Şeker gibi suda eriyen.

Bir şey var
Anlatmakla
Anlatamamak arasında
Bir şey var.

GÜN DOĞMADAN UYANDIM

Bu gece, gecenin kör karanlığında uyandım.
Seni uyandırmaya kıyamadım.
Hiç melek görmedim ama
Melekler kadar güzelsin dedim.
İltifatımı sana duyuramamanın sıkıntısı içimde
Nefes alış verişini seyrettim uzunca,
Bir inip bir kalktı,
Tekrar inip tekrar kalktı göğsün,
Bir makine düzeninde
Huzur ve sükûnet dokudu.
Yeşil, yemyeşil çimenlerde
Doru bir at otladı durdu.

Sonra bir an esnedin,
Bir solukta içine çektin
Yatak odamızın
Mis kokulu atmosferini.
Dişlerini gördüm
İnci, mercan dişlerini
Bu benzetmeler başka şiirlerde de var,
Ama öyle ne yapayım
Yalan söyleyecek, uyduracak halim yok ya!
Mavi masmavi bir okyanusta
Bir yunus oynadı durdu.

Önce, sola döndün yavaşça
Göz kapaklarında bir hareket,
Rüya görüyordun mutlaka,
Gülümsedin kendi kendine
Baktım yastık gülümsedi,
Yorgan gülümsedi,
Zaten gülümsüyordu
Masada duran resimlerimiz.
Gülümsedi gibi geldi oda
Belki de gülümsedi, kim bilir?
Uyumakla uyanıklık arasında
Bir kıpırdadın, sonra
Yeşil gözlerin aralandı.
Bir ışık, kanat çırpıp pencereden içeri süzüldü
Gece mavisine yakın lacivert bir gecede
Bir yıldız parladı durdu.

YALNIZLIĞI SÜPÜRMEK

Babamın öldüğünde
Saçlarını süpürge edip
Acılarını süpüren annem…

Bu sabah
“Alo” dedin bana
Günışığında…

Görüyorum ki
Şimdi
Yalnızlığını süpürmektesin…

Ne güzel…
Ne güzel…
Ne güzel…

KUŞ

Bana giysi gönderme baba
Giyip, yakıştığını gösteremedikten sonra
Bana giysi gönderme baba.

Bana potin, ayakkabı gönderme baba
Yol, iz bilmem
Giyip, yanına varamadıktan sonra
Bana potin, ayakkabı gönderme baba.

Bana para gönderme baba
Beraber elma şekeri yiyemedikten
Çember çeviremedikten
Uçurtma uçurtamadıktan sonra
Bana para gönderme baba.

Bana kuş gönder baba
Kuş gönder.
Her özlemimde
Binip kanadına
Varayım yanına.
Bana kuş gönder baba
Kuş gönder.
22.05.2005 Pazar İstanbul

ORTAKLIK

"Sevgili eşime…"
Ne sen bana mecbur oldun
Ne ben sana bu ilişkide…
Emanet de değildi sevgimiz
Birbirimize…

Göçmen kuşu değildik
Konup, göçüp gidecek…
Kiracı da olmadık birbirimize…
Sen ben olduğum için beni sevdin
Ben sen olduğun için seni…
Ne sen bana mecbur oldun
Ne ben sana bu ilişkide…

Güçlü kanatlarımız vardı
İstersek uçup gidecek.
Güçlü bacaklarımız vardı
İstersek kaçıp gidecek.
Kendi özgür kararımızdı
Güçlü kollarımızla, güçlü ellerimizle
Kenetlenmek.

Diktiğimiz tohumlar
Önce fide verdi, kök saldı toprakta
Şimdi meyve veren koca bir ağaç var.
Ne sen bana muhtaç, ne ben sana.
Ne sen bana mecbur oldun
Ne ben sana bu ilişkide…

SEVDAYI BÜYÜTMEK

“Önce ekmekler bozuldu”
Hikâyesini ilk böyle anlattı Oktay Akbal.
Sonra “Su çürüdü”
Ahmet Telli şiirleştirdi.

“Sevdayı büyütmek bize kaldı” dostlar.
Haydi, ekelim sevda tohumlarımızı
Güne gülümsemekle başlayalım.
Hayatımıza yeni bir anlam katalım.

Gökyüzünün mavisini
Ağacın yeşilini
Yârin gülüşünü
Dostun sıcak selamını
Aklımızdan çıkartmayalım.
Ninnilerimiz sevda koksun.
Sevda yakılsın türkülerimizde
Nefes alış verişlerimiz sevdayla dolsun.
Gökkuşağın yedi rengini
Kelebeğin kanat çırpışını
Bülbülün ötüşünü
Görelim, hissedelim, duyalım.

Bozulmasın ekmekler
Çürümesin su diye
Ekelim sevgi tohumlarımızı
Her şey ilk adımı atmakla başlar
Arkası gelir, sen devam ettikçe
Hadi ne duruyoruz?
Vakit çok geç olmadan.
Ekelim sevgi tohumlarımızı
Sevdayı büyütmek bize kaldı dostlar.