Tuesday, January 08, 2008

Kalabalıkta Boğulmak


Kalabalıkta yalnızlıktan boğulanlar için çizdim. O.Yavuz İNAL

Tuesday, December 25, 2007

GÖKKUŞAĞI OLUR DÜŞÜNCELERİM

"Sevmek dokunmaktır."
Desmond Morris

Bu gurbet akşamında
Yalnızlık bir şal gibi
Yüreğimi sarınca,
Yürekte demlenen sevgiyi
Körükler aşkın alevi.

O zaman,
Gökkuşağı olur düşüncelerim
Turna boyluma varır.
Gözlerim coşan, taşan
Sıcacık bir ırmak olur.
Girdap olurum o an
İçime çekerim
Yârin karanfil kokusunu.

Dudaklarım volkan olur,
Ellerim yangın yeri
Dokunmak ne kelime
İpek iple nakış nakış işler gibi
Öpüp, okşar, koklarım tenini.
Budur aşkımızın tuzu biberi.

SAHİL ÇOCUĞU

Ey sahil çocuğu,
Nereye baksan göz, gez, arpacık ve deniz.
Kumsalda geze geze, bence denize benze ...
Sandal ol, çakıl taşı ol, ne istersen o ol.
Baltaya sap nasıl olunursa öyle ol...

Ben senin yerinde olsam dalga olurum.
Dost olurum sonra rüzgârla.
Soluk soluğa öpüşürüm sarp kayalarla bütün gece...
Köpük köpük çocuklarımız olur.

Ay´a kur yapar, yakamoz olurum,
Ateş böcekleri gibi parlarım.
O zaman işte,
Büyülü bir kadın kokusu dolar sahile.
Çekerim içime mis gibi iyot kokusunu,
Nakış nakış işlerim tenime...

Ey sahil çocuğu,
İster salına salına kürek çek,
İster doldur rüzgârı yelkenine
Yarış yap yıldızlarla...
Bir yunus yoldaş olsun
Martıları yap arkadaş...
Adın deniz olsun, soyadın yelken
Gez, dolaş dünyayı vakit varken.
14/15.4.2007 Ankara

DOST MECLİSİ

Sevgili dostlar,
Muhabbetten uzak kaldım bu aralar...
Var mısın? Bir dost meclisi kuralım.
Sazlı, sözlü, çiğköfteli sıra geceleri kıskansın...
Gün bitip de siyahın hâkimiyeti başlayınca
Davet edelim yıldızları...
* * *
Kızarmış ekmek, peynir, zeytin, kırmızı domates
Bolca yeşillik de hazır.
Çay da tam deminde hani.
Halil İbrahim bereketi soframızda...
* * *
Koca çınarın gölgesi masa olmuş.
Bir el etmiştim mor menekşeye
Yanında getirmiş kokulu karanfille
Akşamsefasını...
* * *
Ay´da gelsin katılsın muhabbete.
Zaten söz verdi, kılavuz olacak gece perisi.
Hazırlığını yapmış, bir şiir de rüzgâr okuyacak.
Bilge baykuş, şimdiden yerini almış,
Kurulmuş tahtına, onun da söyleyecek sözü var anlaşılan.
* * *
Bir ateş böceği geçti yanımdan
Onu da çağırdım meclisimize.
Geceyi güzelleştirmek elimizde
Kapımız herkese açık. Ne olur gel.
Gel katıl, sen de bu muhabbete.

OKYANUS GÖZLÜM

Seni sevmekle başlıyor her şey
Güvercinler havalanıveriyor birden
Gökyüzünde kanat seslerinden oluşan
Sihirli bir musiki. Duyuyor musun?

Çiçekler en güzel elbiselerini giymişler
Bulutlara resmini çiziyorum sonra
Sırrını çözüyorum Mona Lisa’nın gülümsemesinin.
Saçlarını okşuyorum, uzun sarı saçlarını
İçimdeki ırmak denize ulaşıyor.

Seni bu kadar sevdikçe okyanus gözlüm
Elimdeki azık çoğalıp, uzanıveriyor Afrika’ya
Açlığı, sefaleti yenmek için
Cehaletle savaşıyoruz beraberce.

Adını bile zor söylediğim Asya’nın fakir bir ülkesine
Yağmur çok yağmış, sel basmış yine,
Seni sevdikçe okyanus gözlüm,ellerim oralara uzanabiliyor.
Set kurup, bent yapıyoruz. Seneye mahsul bol olacak
Gözlerindeki ışıltı karanlığı yeniyor.

Seni sevdikçe okyanus gözlüm
Barış türküleri söylüyorum durmadan
Sırat köprüsünden düşüyor düşmanlık.
Çekip çıkarıveriyoruz kardeşliği su yüzüne
O da boş durmuyor elbet, silkiniveriyor birden
Arınıveriyor binlerce senenin kirinden, pasından.

Biliyor musun okyanus gözlüm?
Seni sevmekle başlıyor her şey
Ve seni sevdikçe okyanus gözlüm
Özgürlüğü dudaklarından öpüyorum.
Dudaklarından... Durmadan... Duraklamadan...

30 Kasım Ankara -
01 Aralık İstanbul

Friday, October 20, 2006

İSTANBUL ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER

Bu şiiri sana yazdım İstanbul,
Yarım elma,
Gönül alma.

I-
Türkiye’nin adresini sordum.
Aradım, taradım
Seni buldum İstanbul.

II-
Gözünü sevdiğimin İstanbul’u
Seni pamuklara sarıp
Sarıp saklamalı.

III-
Boğaziçi’nden nazlı nazlı,
O kıyı senin, bu kıyı benim,
Bir dolu vapur geçer
Sen de içinde ol
Çek bir nefes İstanbul.

IV-
Eminönü’nde balık ekmek ye
Göz göze, diz dize sevdiğinle.
İstanbulluyum de herkese.

V-
Martı çığlıkları kulaklarımda, balık oltanın ucunda,
Bir ada vapurunda…
Ah… İstanbul ah, tadın damağımda.

VI-
Bilenler,
Bilmeyenlere söylesin.
Her Nisan yağmuru sonrası
Baştan aşağı
gökkuşağı İstanbul.

VII-
İstanbul’a değmiş
Tanrının eli,
Deli eder insanı deli
İstanbul sevgisi.

VIII-
Bu şiir diğerlerinden farklı.
Çünkü
İçinde İstanbul sevgisi saklı.

SARAYBURNU

Sarayburnu’nda
Denize sektirmek için attığım taş,
Hangi maceraları yaşamıştı?
Hangi serüvenin içinde?
Kim bilir,
Daha ne hikâyeleri olacak
Derinde?

ORTAKÖY

Ortaköy’de
Cami, sinagog, kilise
Yan yana.
Ezan sesi,
Çan sesi,
Duyulur peşi sıra.
Bu beraberlik
İç içe geçmiş
İstanbul’u seçmiş.

ÜSKÜDAR

Durup durup Üsküdar gelir aklıma.
Çocukluğumun elma şekeri tadında.
Mistik bir cennet adeta.
Vay canına!
İstanbul girmiş kanıma.

ADALAR VAPURU

Ben çocukken
En çok
Adalar vapuruna
Binmek isterdim…

Karaköy’den
Başlardı yarışımız
Bir martılar bizi geçerdi
Bir biz martıları…

Bir yunus balığı
Can yoldaşım, sırdaşım,
Arkadaşım olurdu.
İçim huzur bulurdu…

Kara korsanlar, define avcıları
Dalga seslerinde,
Denizköpüklerinde yaşardı.
Macera hiç bitmezdi...

Ben çocukken
En çok
Adalar vapuruna
Binmek isterdim…

YİNE TEZGÂH PEŞİNDESİN FRANSA

Gün bu kadar kısa
Hayat bu kadar güzelken
Yine tezgâh, yine tezgâh
Peşindesin Fransa…

Barış, kardeşlik, yerine
Yalan dolan bir yasa
Al takke ver külah
Peşindesin Fransa…

Tarihi anlamadan
Doğruyu yanlıştan ayıramadan
Güneşi balçıkla sıvama
Peşindesin Fransa…

Vah vah vah
Eyvah ki eyvah…
Kendini kargalara güldürme
Peşindesin Fransa…

BİR REKLAM (Adaptasyon)

- Bir bilmecem var çocuklar...
- HADİ SOR SOR...
- İkiyüzlü, çifte standartlı ülkedir...
- BİLMEM ACABA NEDİR? NEDİR...
- Kalleşlik, hilebazlık denince akla;
- TAMAM, ŞİMDİ BULDUM...
- Hemen onun adı gelir.
- FRANSA, FRANSA, FRANSA...
13.10.2006

BU ÇAMUR FRANSAYA KALIR

“12.10.2006 tarihli yasa için”

Kendi tarihlerinde çamur bulunanlar
Başkalarının tarihine çamur atmaya kalkmış.
Bugün yarın tarih olduğunda görecekler ki
Çamurla oynayan çamur içinde kalmış.

Çığlık-Karikatür


Dışavurumcu Ressam Edvard Munch, doğa katliamını görünce resmini acaba böyle mi çizerdi?
O.Yavuz İNAL